Z KUŞAĞI: SORUN MU, POTANSİYEL Mİ?
Bir toplumun geleceği gençleriyle şekillenir. Ancak bugün gençlere baktığımızda çoğu zaman onların potansiyelinden çok sorunları konuşuluyor. "Bu nesil çok farklı", "Sorumluluk almıyorlar", "Sürekli telefonla ilgileniyorlar." gibi cümleleri sıkça duyuyoruz. Oysa sosyal hizmet bakış açısıyla meseleye yaklaştığımızda, davranışların arkasındaki nedenleri görmeden yapılan her değerlendirme eksik kalacaktır.
Gençlik; kimlik arayışının, gelecek planlarının ve hayata tutunma çabasının en yoğun yaşandığı dönemdir. Günümüzde ise bu süreç, ekonomik zorluklar, işsizlik kaygısı, eğitimde fırsat eşitsizlikleri, aile içi iletişim problemleri ve sosyal medya baskısıyla daha da ağırlaşmaktadır. Her gün başarı hikâyeleriyle karşılaşan gençler, kendi yaşamlarını başkalarının hayatıyla kıyaslayarak yetersizlik hissine kapılabilmektedir. Bunun sonucunda umutsuzluk, yalnızlık ve sosyal izolasyon giderek yaygınlaşmaktadır.
Sosyal hizmet mesleği tam da bu noktada devreye girer. Çünkü sosyal hizmet, bireyi yalnızca yaşadığı sorunla değerlendirmez; ailesini, çevresini, ekonomik koşullarını ve içinde bulunduğu sosyal sistemi de dikkate alır. Bir gencin okuldan uzaklaşmasının nedeni yalnızca isteksizlik olmayabilir. Evde yaşanan şiddet, maddi yetersizlikler, ihmal, akran zorbalığı, ruhsal yükler ya da yeterli sosyal desteğin bulunmaması da bu sürecin önemli nedenleri arasında yer alabilir.
Ne yazık ki birçok genç, "Beni kimse anlamıyor." duygusuyla yaşamını sürdürmektedir. Oysa bazen bir gencin en çok ihtiyaç duyduğu şey, yargılanmadan dinlenmek ve kendisini güvende hissedebileceği bir ortam bulmaktır. Sosyal hizmet uzmanları; okullarda, sosyal hizmet merkezlerinde, gençlik hizmetlerinde, hastanelerde ve birçok farklı kurumda gençlerin güçlenmesi, haklarına erişebilmesi ve yaşamla yeniden bağ kurabilmesi için çalışmaktadır. Yapılan her görüşme, her sosyal inceleme ve her destek planı; yalnızca bugünü değil, geleceği de korumaya yönelik bir adımdır.
Gençleri yalnızca risk grubu olarak görmek yerine, onların güçlü yönlerini ortaya çıkarmaya odaklanmalıyız. Çünkü sosyal hizmetin temel ilkelerinden biri güçlendirme yaklaşımıdır. Her gencin içinde keşfedilmeyi bekleyen bir potansiyel vardır. Doğru destek, doğru rehberlik ve fırsat eşitliği sağlandığında bu potansiyel hem bireyin hem de toplumun yararına dönüşecektir.
Unutmamalıyız ki gençleri dinlemek bir lütuf değil, toplumsal bir sorumluluktur. Onları suçlamak yerine anlamaya çalışmak, yalnız bırakmak yerine desteklemek ve yalnızca sorunlarını değil, umutlarını da görmek zorundayız. Çünkü bugün elinden tuttuğumuz bir genç, yarın başkalarının hayatına dokunan bir yetişkin olacaktır.
Sosyal hizmet bize şunu öğretir: Her davranışın bir hikâyesi vardır. Gençleri değiştirmeye çalışmadan önce, onların hikâyelerini dinlemeyi öğrenmeliyiz. Çünkü güçlü gençler, ancak kendini değerli hisseden toplumlarda yetişir.