13 Şubat 2026
Aksaray
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
12°

EĞİTİMDE EKSİK PARÇA: SOSYAL HİZMET

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Okullar yalnızca ders anlatılan, sınav yapılan mekânlar değildir. Okullar; çocukların kişiliklerinin şekillendiği, davranış kalıplarının oluştuğu ve hayata dair ilk ciddi sınavlarını verdikleri alanlardır. Bu nedenle okul, yalnızca akademik başarıyla değil, çocuğun psikososyal iyilik hâliyle de ilgilenmek zorundadır.

Bugün okullarda artan akran zorbalığı, devamsızlık, davranış problemleri ve aile kaynaklı sorunlar bize önemli bir gerçeği göstermektedir: Bu sorunlar yalnızca disiplin kurallarıyla, uyarılarla ya da cezalarla çözülemez. Ancak uygulamada hâlâ ilk başvurulan yöntem ceza olmaktadır. Sorunun nedenine inilmeden verilen her ceza, problemi sadece ertelemektedir.

Tam da bu noktada okullarda sosyal hizmet uygulamasının gerekliliği açıkça ortaya çıkmaktadır. Sosyal hizmet, bireyi yalnızca kendi davranışları üzerinden değil; ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu sosyal koşullarla birlikte ele alan bir meslektir. Okulda görev yapan bir sosyal hizmet uzmanı, “Ne yaptı?” sorusundan önce “Neden bu davranışı sergiledi?” sorusunu sorar. Çünkü bir çocuğun davranışı, çoğu zaman görünmeyen sorunların dışa vurumudur.

Ne var ki bugün birçok okulda sosyal hizmet hâlâ sistemin dışında tutulmaktadır. Rehberlik servisleri, artan öğrenci sayısı ve yoğun iş yükü altında gerçek işlevini yerine getirmekte zorlanmaktadır. Buna rağmen sorunların çözümünün yalnızca rehberlik servisine bırakılması, hem gerçekçi değildir hem de eksik bir yaklaşımdır. Rehberlik ve sosyal hizmet birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.

Peki okullarda sosyal hizmet nasıl uygulanmalıdır?

Öncelikle sosyal hizmet uzmanı, okulda “misafir” gibi değil, okulun doğal bir parçası olarak konumlandırılmalıdır. Sadece kriz anlarında çağrılan bir meslek elemanı değil; süreci başından itibaren takip eden, okul yönetimi ve öğretmenlerle iş birliği içinde çalışan bir aktör olmalıdır. Risk altındaki öğrencilerin erken dönemde tespit edilmesi, sorunların derinleşmeden önlenmesini sağlar.

Ancak uygulamada çoğu zaman geç kalınmaktadır. Sorun büyüdüğünde, çocuk etiketlendiğinde ya da disiplin süreci başlatıldığında müdahale edilmekte; bu da sosyal hizmetin önleyici gücünü zayıflatmaktadır. Oysa sosyal hizmetin temelinde koruyucu ve önleyici yaklaşım yer alır.

Bir diğer önemli nokta ise ailelerle kurulan ilişkidir. Aileyi sürecin dışında bırakan bir okul müdahalesi eksik kalmaktadır. Çocuk okulda sergilediği davranışların çoğunu evden öğrenir. Buna rağmen ailelerle yüzeysel görüşmeler yapılmakta, asıl sorunlar çoğu zaman konuşulmamaktadır. Sosyal hizmet uzmanı, aileyle güven temelli bir ilişki kurarak bu görünmeyen alanlara ulaşabilir.

Eleştirilmesi gereken bir diğer durum da, çocukların yaşadığı sorunların bireyselleştirilmesidir. Yoksulluk, ihmal, şiddet, göç ve sosyal dışlanma gibi yapısal sorunlar görmezden gelinerek, tüm sorumluluk çocuğun omuzlarına yüklenmektedir. Oysa sosyal hizmet, tam da bu yapısal sorunları görünür kılmayı amaçlar.

Unutulmamalıdır ki; bir çocuğa zamanında dokunmak, sadece o çocuğu değil, geleceği de korumaktır. Okullarda sosyal hizmet bir “ek hizmet” değil; çocukların sağlıklı bireyler olarak yetişebilmesi için zorunlu bir ihtiyaçtır.

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *