Etkinlikte konuşan Boykot Platformu gönüllüsü Caner Bayır, “Bugün burada sadece coğrafi sınırları değil, insanlığın ortak onurunu, adalet arayışını ve küresel vicdanı temsil eden mazlum coğrafyaların sesi olmak için toplandık. Sesimizin ulaştığı her bir yüreğe, insan olmanın getirdiği o ağır ve asil sorumluluğu hatırlatmak için buradayız. Dünyanın gözü önünde cereyan eden, her gün bir parça daha kurumsallaşan zulümlere karşı ‘Biz buradayız, görüyoruz ve susmuyoruz!’ demek için meydanlardayız. Yüzümüzü ilk olarak Gazze’ye, Filistin’e dönüyoruz. Gazze, insanlık tarihinin en büyük, en sistematik yıkımlarından birine sahne oldu. Yıllardır süren bombardımanlar geride on binlerce can kaybı, yerle bir edilmiş şehirler bıraktı. Kâğıt üzerinde ilan edilen ateşkeslerin sahadaki acıyı dindirmediğini, ambargoların, insani yardım engellerinin ve imar yasaklarının ‘kademeli bir soykırım’ stratejisiyle devam ettiğini çok iyi biliyoruz.” dedi.

Kudüs’te işgal adeta sokak sokak, ev ev genişliyor
Gazze’de yapıların mahvolduğunu, hastanelerin ve okulların işlevsiz bırakıldığını, sivil halkın hâlâ güvenli bir gelecek inşa etme hakkından mahrum bırakıldığını belirten Bayır, “Acı sadece Gazze ile sınırlı değil; Batı Şeria’da, El-Halil’de, Kudüs’te işgal adeta sokak sokak, ev ev genişliyor. Kudüs’ün tarihî ve manevi kimliği, Doğu Kudüs’teki Filistinlilerin varlığı sistematik olarak tehdit ediliyor. El-Halil’de Müslümanların kutsalları ve yaşam alanları her gün yeni barikatlarla, mülteci kamplarına yönelik etnik temizlik operasyonlarıyla abluka altına alınıyor. Toprakları gasbedilen, köyleri taciz edilen kardeşlerimizin haklı direnişi olan ‘Sumud’, yani o asil ve sarsılmaz direnç, bugün bu meydandan bizim de direncimizdir. Ve yönümüzü bir başka kanayan yaramıza, Doğu Türkistan’a çeviriyoruz. Bugün Doğu Türkistan, modern teknolojinin en karanlık yüzüyle, yapay zekâ destekli yüz tanıma sistemleri ve ses analizleriyle dünyanın en büyük ‘dijital açık hava hapishanesine’ dönüştürülmüş durumdadır. Dünyanın gözünü boyamak için tabelaları değiştirilen toplama kampları, bugün yüksek güvenlikli cezaevleri ve kapalı fabrika kompleksleri olarak kölelik düzeninde ‘zorunlu çalıştırma’ merkezlerine dönüştürülmüştür. Uygur Türklerinin dinî ibadetlerinin suç sayıldığı, ana dilde eğitimin yasaklandığı, ‘Kardeş Aile’ adı altında evlerin mahremiyetine Çinli memurların yerleştirildiği bu sistem, bir milletin inancını, dilini ve kimliğini yeryüzünden tamamen silmeyi amaçlamaktadır. Sıfır bilgi akışı ve iletişim ambargosuyla Doğu Türkistan’ın çığlığı dünyaya duyurulmamak isteniyor. Ama biz duyuyoruz! Çin’in asimilasyon politikalarına karşı, Doğu Türkistan’ın hiçbir zaman onların toprağı olmadığını ve olmayacağını haykırmaktan vazgeçmeyeceğiz. Aksaray Boykot Platformu olarak mazlumların arkasındaki sarsılmaz güç olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Foto-Haber: Erkan ALTUNTAŞ
