Aksaray
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
15°
Aksaray Egemen GÜNDEM Dezenformasyon; çağımızın en hızlı yayılan hastalığı

Dezenformasyon; çağımızın en hızlı yayılan hastalığı

Aksaray Üniversitesinde yanlış bilgiden daha hızlı yayılmayı bekleyen bir topluluk gelişiyor.

Haberleri
Dezenformasyon; çağımızın en hızlı yayılan hastalığı

Aksaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde Dr. Araştırma Görevlisi olan Nurcan Ede, çağımızın en büyük bilgi kirliliklerinden biri olan dezenformasyona karşı farkındalık oluşturmak ve yanlış bilginin yayılmasını engellemek amacıyla danışmanlığını yaptığı Dezenformasyonla Mücadele Topluluğu hakkında konuştu.

Akademik çalışmalarını basın tarihi, medya etiği ve sosyal medya ekseninde sürdüren, özellikle medya etiğine uzun süredir ilgi duyduğunu ve bu alandaki çalışmalarına devam ettiğini belirten Nurcan Ede, medya etiği hakkında, “Medya etiğinin temel ilkelerinden biri olan doğruluk, bugünün dijital iletişim ortamında çok daha karmaşık hâl aldı. Bilginin üretilme, yayılma ve tüketilme biçimleri köklü dönüşüm geçirdi. Bu süreçte dezenformasyon yalnızca gazetecilik pratiklerini değil, toplumsal güveni ve kamusal tartışmanın niteliğini de doğrudan tehdit eder hâle geldi. Basın tarihi üzerine yaptığım çalışmalarım, yanlış ve yanıltıcı bilginin yeni bir olgu olmadığını, ancak sosyal medyayla birlikte daha önce görülmemiş bir hıza ve yayılma gücüne ulaştığını açıkça gösteriyor. Bu tehlikenin her geçen gün daha görünür olması, akademik çalışmalarımı doğal olarak dezenformasyon olgusuna yöneltti. Bugün bu alandaki çalışmalarımı hem bilimsel bir sorumluluk hem de toplumsal bir gereklilik olarak görüyorum.” diyerek Dezenformasyonla Mücadele Topluluğunun kuruluşunun temelinde yatan düşünce hakkında bilgiler verdi. Topluluğun kurulmasında mezun öğrenciler Rojda Çalmaz ve Zeynep Bayram’ın büyük payı olduğunu belirten Ede, fikrin öğrencilerinden çıktığını, kuruluş sürecinde büyük emek verdiklerini ifade ederek kendilerine teşekkür etti. Topluluğun kuruluş sürecini anlatan Ede, “Bugün Türkiye’de 74 ilde, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın desteklediği 100’ü aşkın dezenformasyonla mücadele topluluğu faaliyet gösteriyor. Biz de ‘Bu yapı neden Aksaray Üniversitesi’nde olmasın?’ diyerek bu topluluğu kurduk. Dünya Ekonomik Forumu’nun son yıllarda yayımladığı Küresel Riskler Raporu’nda yanlış bilgi ve dezenformasyon, kısa süreli küresel riskler arasında üst sıralarda yer alıyor. Dezenformasyon yalnızca bireyleri yanıltmakla kalmıyor, aynı zamanda seçimlerden halk sağlığına, afet anlarından uluslararası krizlere kadar pek çok alanda toplumsal kutuplaşmayı derinleştirebiliyor, kurumlara duyulan güven zayıflatılabiliyor ve insanların hayati kararlarını doğrudan etkileyebiliyor. Bu sorunla mücadelede üniversitelerin, özellikle de iletişim fakültelerinin öncü bir rol oynaması gerektiğine inanıyoruz.” diyerek topluluğun oldukça derin ve köklü bir sorunla mücadele etmek amacıyla kurulduğunu ifade etti. Topluluğun temel misyonunun öğrencilere bilgiyi sorgulama, kaynağını araştırma ve doğrulama alışkanlığı kazandırmak olduğunu belirten Ede, medya okuryazarlığını yalnızca bireysel bir beceri olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olarak gördüklerini söyledi. Ede, “Paylaşmadan önce düşünen ve çevresini de bu konuda bilinçlendiren bir gençliğin yetişmesine katkı sunmayı amaçlıyoruz.” diyerek topluluğun misyon ve amaçlarına ilişkin bilgi verdi. Topluluğu üniversite ile şehir arasında bir köprü olarak gördüğünü ifade eden Ede, eleştirel düşünmeyi ve doğru sorular sormayı öğrettikleri öğrencilerin bu bilinci ailelerine ve etkileşimde bulundukları diğer kişilere ulaştırmaları hâlinde farkındalığın kolaylıkla ve hızlı bir şekilde yayılabileceğine inandıklarını söyledi.

Kısa sürede kurulup hızla büyüyen Dezenformasyonla Mücadele Topluluğu, öğrencileriyle birlikte Ankara’da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na gerçekleştirdiği ziyarette Başkanlık uzmanlarıyla dezenformasyonla mücadele süreci üzerine bilgilendirici bilgi alışverişlerinde bulundu ve öğrencilerin bu konuda kendilerini daha fazla geliştirmelerine imkân sağladı. Yeni akademik yılda yeni yönetim kadrosuyla daha güçlü çalışmalar yapacaklarını belirten Ede, yakın zamanda Aksaray Üniversitesinde gerçekleştirilecek İğde Şenlikleri’nde yer alarak öğrencilerle doğrudan temas kuracaklarını söyledi. Uzun vadede çalışmalarını üniversite dışına taşımayı hedeflediklerini ifade eden Nurcan Ede, lise öğrencilerine ve dijital ortamda daha savunmasız kalan yaşlı bireylere yönelik dijital okuryazarlık eğitimi verebilmeyi, öğrencilerin hazırlayacağı bir doğrulama platformu ve bülten oluşturmayı ve diğer üniversitelerdeki dezenformasyonla mücadele topluluklarıyla ortak çalışmalar yapmayı hedeflediklerini duyurdu.  Mayıs 2026’da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na gerçekleştirdikleri ziyaretin vizyonlarının netleşmesine önemli katkı sağladığını söyleyen Ede, Dezenformasyonla Mücadele Ulusal Gençlik Zirvesi’nde medya okuryazarlığı, gazetecilik etiği, sosyal medyada bilgi güvenliği ve yapay zekâ destekli sahte içerikler gibi güncel başlıkların ele alındığını belirtti. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ve İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran başta olmak üzere alanın önemli isimlerini dinleme fırsatı bulan öğrencilerin, dezenformasyon sorununun ulusal ölçekteki boyutlarını görmelerinin sağlandığını ifade etti. Sosyal medya manipülasyonları ve deepfake gibi yapay zekâ destekli içeriklerin artışına da değinen Ede, “Teknolojiden korkmak yerine onu tanımak ve yapay zekâ ile üretilen görsel, ses ve video içeriklerinin sıradan kullanıcılar için bile kolay ulaşılabilir noktada olduğunu bilmek gerekiyor. Bu içeriklerin nasıl üretildiğini, hangi izleri taşıdığını ve hangi doğrulama yöntemleriyle tespit edilebileceğini bilen bir iletişimci, manipülasyon karşısında çok daha donanımlı olur. Deepfake teknolojisinin yarattığı tehlike, yalnızca sahte içeriklerin gerçek sanılmasıyla sınırlı değil. Literatürde ‘yalancının kazancı’ (liar’s dividend) olarak adlandırılan bir sorun var. Sahte içeriklerin yaygınlaşması, gerçek görüntü ve belgelerin de ‘yapay zekâ ürünü’ denilerek kolayca inkâr edilmesinin önünü açıyor. Yalnızca yanlış bilgiye inanma riski değil, doğru bilgiye duyulan güvenin aşınması riski de ortaya çıkıyor. Bu durum iletişimcilerin sorumluluğunu iki yönlü hâle getiriyor: Sahte olanı ifşa etmek kadar, gerçek olanın güvenilirliğini savunmak da onların görevi.” dedi.

Genç iletişimcilere doğrulamayı mesleki bir refleks hâline getirmelerini tavsiye eden Nurcan Ede, “Gazeteciliğin özünde doğrulama disiplini olduğunu, bir bilginin kaynağını, bağlamını ve hangi amaçla dolaşıma girdiğini sorgulamadan aktarmanın haberciliği sıradan bir içerik paylaşımına indirgediğini” belirtti. İletişimcilerin yalnızca bilgi üreten kişiler değil, toplumun bilgiyle kurduğu ilişkiyi de şekillendiren aktörler olduğunu ifade eden Ede, bu nedenle edindikleri eleştirel bakış açısını çevreleriyle paylaşmalarının dezenformasyonla mücadelenin topluma yayılmasına doğrudan katkı sağlayacağını söyledi. Topluluğun kapısının bölüm ve sınıf fark etmeksizin tüm öğrencilere açık olduğunu vurgulayan Ede, dezenformasyonun yalnızca iletişim fakültelerinin değil, toplumun her kesiminin sorunu olduğuna dikkat çekti. Yanlış bir sağlık bilgisinin, çarpıtılmış bir ekonomik verinin ya da manipüle edilmiş bir görüntünün hukuktan tıbba, mühendislikten eğitime kadar her alanı doğrudan etkileyebilecek bir güce sahip olduğunu belirtti. Topluluğa katkı sağlamak isteyen öğrencilerin önceden herhangi bir bilgi birikimine sahip olmalarının gerekmediğini söyleyen Ede, “Bizim için asıl önemli olan merak, sorgulama isteği ve sorumluluk bilinci. Topluluğumuzu bir öğrenme alanı olarak görüyoruz. Doğrulama yöntemlerini, medya okuryazarlığını ve etik iletişimi birlikte öğrenip birlikte üretmeyi amaçlıyoruz. Üyelerimiz bu süreçte edindikleri bilgileri kendileriyle sınırlı tutmayıp ailelerine, arkadaşlarına ve çevrelerine aktarırlarsa topluma bu bilinci yayabilir ve kalıcı bir başarı elde edebiliriz. Üniversitemizde düzenlenecek olan İğde Şenlikleri’nde standımızı ziyaret edebilir, sosyal medya hesaplarımızdan bizlere ulaşabilirler. Paylaşmadan önce düşünen, sorgulayan ve bu bilinci çevresine yayan bir gençliğin parçası olmak isteyen herkesi aramızda görmekten mutluluk duyarız.” diyerek öğrencilere topluluğa katılım çağrısında bulundu. Foto-Haber: Tuba ADIGÜZEL

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız