Aksaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi ve Selçuk Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü doktora öğrencisi olan akademisyen İbrahim Kahraman, grafik tasarımın iletişim alanındaki önemini, öğrencilerin tasarım sürecinde yaşadığı zorlukları ve yapay zekânın sektöre etkilerini değerlendirdi. Grafik tasarımın yalnızca program kullanmaktan ibaret olmadığını vurgulayan genç akademisyen, araştırma, yaratıcılık, görsel zekâ ve teknik bilginin birlikte ilerlemesi gerektiğini belirtti. Yapay zekânın mesleği ortadan kaldırmadığını ifade ederek, “Yenilik, beraberinde yeni gereklilikler doğurur” dedi.
Kendinizden kısaca bahseder misiniz?
Aksaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak çalışıyorum. Selçuk üniversitesinde Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünde doktora eğitimime devam ediyorum. Dijital oyunlar ve hegemonya üzerine bir doktora tezi yazıyorum. Bir yandan da grafik tasarım, video kurgu ve gönüllülük faaliyetleri alanlarında zaman zaman öğrenci arkadaşlarla beraber çalışıyoruz.
Grafik tasarım nedir ve İletişim Fakültelerindeki yeri ve önemi nedir?
Grafik tasarım çok geniş bir alan. Sadece bilgisayarda bir ekrana çizdiğimiz basit bir görüntüden ya da bir desenden ibaret değil. Kişinin yeteneğine ve algısına göre değişen bir durum. Kimisi için bir deftere karakalem çizim yapmaktır, kimisi için illüstrasyondur, kimisi için fotoğraf düzenlemektir, kimisi içinse tipografik bir tasarım yapmaktır. Kapsamı ilgiye, yaratıcılığa, yaptığınız işe göre değişir. İletişim fakültelerinde grafik tasarımın yerine gelirsek, iletişimde görsellik her zaman çok dikkat çekicidir. Sektörde de bunu çok duyarsınız. Örneğin arabayla yoldan geçerken yol kenarındaki billboard veya rakette yazan şeyin, kişinin ilgisini çekmesi gerekir. Çünkü arabayla geçerken oradaki mesajı görebilmek için sadece iki saniyelik bir süreniz vardır. Markaların o iki saniyeyi verimli kullanabilmesi için hedef kitlesini tanıması ve uygun tasarımı hazırlaması gerekir. Üstelik Türk toplumu olarak önce görsele, fotoğrafa bakmak gibi bir gerçeğimiz var. İstediğiniz kadar tasarımın üzerinde “önemli” yazın, kırmızı renkte bir ünlem koyun, görselilgi çekici değilse görünürlüğü az olur. Ayrıca grafik tasarım konuyu özetlemeyi sağlar. Paragraflar dolusu bilgiyi, renklerin zıtlığını veya farklı kompozisyonları kullanarak tek bir görselle basitçe anlatabilirsiniz. Marka iletişimi, reklam, imaj, medya, tanıtım ve daha birçok konuda eğitimlerin verildiği iletişim fakültelerinde teorik bilgilere ek olarak uygulamalı eğitimlerle grafik tasarım öğretilmesi elbette faydalı olacaktır. Günlük hayatımızda dijital ekranlardan kaçabilmenin pek mümkün olmadığını da düşünürsek bu ekranlarda gördüklerimizi sadece tüketmek yerine nasıl üretildiklerini de özellikle mesleğimiz bunu gerektiriyorken öğrenmemiz gerekir.
Günümüzde iyi bir grafik tasarımcıda hangi özellikler bulunmalı?
Grafik tasarım deyince akla genellikle önümüze beyaz bir Photoshop veya Illustrator sayfası açıp, zihnimizdeki şeyi oraya aktarmak geliyor. Ancak grafik tasarım tümüyle bundan ibaret değildir. Tasarımı yapmadan önce teorik bir altyapı, araştırma, bilgi edinme sürecinden geçmek gerekir. Önce sektör araştırması yapmalısınız, marka kimdir, vizyonu ve misyonu nedir, bunları öğrenmeniz gerekir. Örneğin şu an benimle röportaj yapıyorsunuz ama çalıştığınız gazeteyi tanımadan, beni tanımadan, konuyu bilmeden bu röportajın görsellerini doğru şekilde seçemezsiniz. Tasarımda da aynı mantık geçerlidir. Araştırma ruhuna ve öğrenmeye hevesli olmak gerekir. Ayrıca trendleri sıkı takip etmek şart. Görsellik ön planda olduğu için insanları neyin cezbettiğini bilmelisiniz. Sağlık alanında bir broşür yapacaksanız, o alanda hizmet veren diğer markaların tasarımlarını incelemeli, hangilerinin daha güzel göründüğünü, hangilerinin etkileşim aldığını analiz etmelisiniz. Çevrenizdeki insanların yorumlarına kulak vermelisiniz. Beğendiğiniz tasarımları taklit etmeli, bunun için vakit ayırmalısınız. Deneyerek öğrenmekten çekinmemelisiniz. Belki de en önemlisi bir programda yer alan her şeyi öğrenmek zorunda değilsiniz. İşiniz neyi gerektiriyorsa, programın ne kadarını bilmeniz sizin için yeterliyse o kadarını öğrenmeniz yeterlidir. Zaten tasarım süreçlerine alıştığınızda istemeseniz de bir çok yeni şey öğreneceksiniz.
Yapay zekâ araçlarının grafik tasarım alanındaki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Burada meslektaşım Efe Numan Can Hoca'nın çok güzel, özetleyici bir sözü var: "Yapay zekâ işi insanların elinden almaz, yapay zekayı kullanmayı bilen insanlar işi diğerlerinin elinden alır." Yapay zekâ gerçekten çok güzel tasarımlar yapıyor. Zaten “grafik tasarımcı” mesleğinin sonunun geldiğine dair düşüncelerin sebebi de budur. Ancak yapay zekayı kullanmayı bilmeyen ya da doğru şekilde kullanmayı bilmeyen çok kişi var. Yapay zekanın ürettiği 4'lü görseli bölmeyi bile bilmeden ya da yaptığı hatayı program bilgisi olmadığı ve yapay zekaya doğrusunu yaptıramadığı için olduğu haliyle Instagram'da paylaşanları görüyoruz. Burada yine grafik tasarım bilen kişilere iş düşüyor. Yapay zekada "prompt" (komut) sanatını iyi bilmek, iyi betimleme yapmak gerekiyor. Promptu mükemmel yazsanız bile, yapay zekanın algıladığı kadarıyla bir görsel üretilir. Ortaya çıkan o sonuca mutlaka teknik işlerden anlayan, görsel algısı ve zekâsı gelişmiş birisinin müdahale etmesi gerekir. Her şey mükemmel olabilir, renkler, yazı fontu, seçilen fotoğraflar harika görünebilir ama görseldeki mesaj markanın mesajıyla uyumlu değilse işe yaramaz. İşte o düzenlemeyi yine görsel tasarımcı yapacaktır.
Tasarımdı yaratıcılık mı, yoksa teknik bilgi mi daha önemlidir?
Bence yatkınlık en önemlisidir. Eğer teknik bilginiz yoksa ama hayal dünyanız ve görsel zekânız gelişmişse, aklınızdakileri çalışma dosyanıza aktarmakta zorlanırsınız. Öte yandan, teknik anlamda çok ileri gitmiş, her şeyi bilen ama özgün fikir üretemeyen kişiler de görüyoruz. Onların yaptığı tasarımlar matematik problemi çözer gibi fazla kurallı, özgürlükten ve özgünlükten uzak oluyor. Bir aurası, bir ruhu olmuyor. Kısaca yaratıcılık ya da teknik bilgi tek başına yetmez, ikisinin bir arada olması lazım. Çalışarak, deneyip yanılarak zamanla bunu başarmak mümkün. Ancak bu konulara yatkın olanlar farklarını daima ortaya koyuyorlar.
Öğrenciler tasarım sürecinde en çok hangi konularda zorlanıyor?
Günümüz teknolojisinin getirdiği "her şey hemen olsun, pratik olsun" alışkanlığı en büyük zorluk. Tıpkı WhatsApp'ta yazım kurallarına dikkat etmeden hızlıca mesaj yazmamız gibi, bu acelecilik tasarıma da yansıyor. Öğrenciler bilgisayar başına geçip kafa yormak, göz ağrıtmak yerine telefondan Canva kullanarak, Pinterest'ten, Google'dan indirdikleri görselleri birleştirip hemen bir şeyler yapıp tasarım sürecini bitirmek istiyorlar. Ancak tasarım maalesef o kadar kolay ve sancısız bir süreç değil. Canva'da örneğin 23 Nisan için 100 tane standart şablon karşınıza çıkıyor. Herkes bu şablonlar üzerinde ufak değişiklikler yapıyor. Peki bu ortak şablonları kullanarak bir markanız özgün yönünü, farkını ortaya koymak ne kadar mümkün? Ortaya çıkan benzerlikten, aynılıktan sıyrılarak özgün yönünüzü ortaya koyabilmek için denemek, yanılmak, tekrar denemek, oturum emek vermek gerekiyor. İşte öğrenciler bu noktada zorlanıyor, öğrenme ve tasarım süreçlerinde istedikleri şeyler hemen olsun istiyorlar.
Bu konuda öğrencilere tavsiyeniz nedir?
Tavsiyem şu: Güzel şeyler zaman alır. İlk başta illa bilgisayar başına geçmelerine de gerek yok. Örnek çalışmaları incelesinler. Artık Instagram'da pek çok bağımsız tasarımcının portfolyo olarak kullandığı sayfalar var. Onlara bakarak, hatta ilk başlarda onları taklit ederek bir yerlere gelebilirler. Zihinlerinde beliren “ben bu işi başaramayacağım” ön yargısından kurtulduklarında zaten geriye çok bir iş kalmıyor.
Dijitalleşme ve yapay zeka tasarımdaki teknik bilgi ihtiyacını azalttı mı?
Geleneksel matbaa ve analog baskı süreçleri bence çok daha zevkliydi ama günümüz koşulları o hızı kaldırmaz. Yapay zeka mesleği dönüştürüyor ve hızlandırıyor. Ancak "Yapay zeka çıktı, meslek elden gidiyor, içi boşalıyor" gibi bir durum yok. Çünkü yenilik, beraberinde yeni gereklilikler doğurur. Teknik bilgi ihtiyacı 7/24 devam ediyor. Yapay zekaya o promptu yazabilmek, çıkan görseli indirip doğru ölçülendirmek, baskıya veya dijital yayına uygun formata getirmek bile ciddi bir teknik bilgi gerektiriyor. Bilinmediği zaman zaten sonuç kendisini gösteriyor. Bu yüzden tasarımcıların yeniliği takip edip yeni gerekliliklere göre kendilerini geliştirmeleri gerekiyor.
Öğrenciler portfolyolarını oluştururken nelere dikkat etmeli?
Kanıt sunmaya dikkat etmeliler. Artık Canva kullanan biri bile özgeçmişine "grafik tasarımcıyım" yazabiliyor. Doğal olarak işverenler de kanıt istiyor. İşveren sadece "ne yaptığını" görmekle kalmıyor, "nasıl yaptığını" da bilmek istiyor. İşte bu noktada sosyal medyadaki portfolyo hesapları önem kazanıyor. Orada işlemi yaparken süreci (kamera kaydıyla/ekran videosuyla) bizzat gösteren videolar paylaşmak çok değerli. Böylece "Bunu ben yaptım ve bu şekilde yaptım, bu programı gerçekten biliyorum" mesajını vermiş, becerinize dair kanıt göstermiş olursunuz.
Sektörde en çok hangi tasarım programları kullanılıyor?
Bu durum sektöre göre değişir. Matbaalara giderseniz Corel Draw programını çok görürsünüz. Hızlıdır, pratiktir ve hemen hemen her dosya formatını açar. Ancak matbaa çalışanlarının genelde ileri teknik tasarım bilgisi olmaz. O yüzden matbaaya tasarım gönderecek olanların programları teknik anlamda iyi bilmesi gerekir. Onlar da genellikle Adobe (Photoshop, Illustrator, InDesign) programlarını kullanırlar. Ajanslarda da Corel kullanılır elbette ama sektörel bir algısı vardır. Tıpkı Canva gibi, ajans ortamında "Corel kullanıyorum" derseniz tasarım işlerinden pek anlamadığınıza dair bir algı oluşabilir.
Son olarak kariyer yapmak isteyen öğrencilere ne söylemek istersiniz?
Grafik tasarım öğrenirken işin teknik boyutuna, yani "Hangi tuşlara basmam lazım? Menülerin hepsini öğrenmeli miyim?" gibi detaylara gereğinden fazla odaklanıyorlar. Öyle bir şeye gerek yok. Ne işle uğraşıyorsanız, işinize yarayacak kadarını bilmeniz yeterli. Bir işlemi yapmanın 8-10 farklı yolu vardır ve her yolu bilmenize gerek yok. Tavsiyem, Deneyerek öğrenin, denemekten korkmayın. Çok fazla teknik bilgi içinde boğulup, hiç kullanmayacağınız tasarım tekniklerini öğrenmek için vakit kaybetmeyin. Foto-Haber: Şirin SAVAŞ