Aksaray
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
32°
reklam
Aksaray Egemen EĞİTİM 'Yapay zekâdan korkmak yerine onu doğru kullanmayı öğrenmeliyiz'

'Yapay zekâdan korkmak yerine onu doğru kullanmayı öğrenmeliyiz'

Dr. Efe Numan Can, yapay zekânın eğitimden medyaya, akademiden iş dünyasına kadar birçok alanda önemli kolaylıklar sunduğunu söyledi. Teknolojinin bilinçsiz kullanımının ise yanlış bilgi, etik ihlal, dezenformasyon ve mesleki gerileme gibi ciddi riskler taşıdığını belirtti.

Haberleri
'Yapay zekâdan korkmak yerine onu doğru kullanmayı öğrenmeliyiz'

Yapay zekâ teknolojileri, son yıllarda günlük yaşamın, eğitim dünyasının ve mesleki üretim süreçlerinin en çok tartışılan konuları arasında yer alıyor. Metin, görsel ve video üretiminden akademik araştırmalara kadar geniş bir alanda kullanılan yapay zekâ araçları, insanların daha önce teknik bilgi gerektiren birçok işlemi kolaylıkla gerçekleştirmesine imkân sağlıyor. Bu teknolojilerin sunduğu fırsatların yanında yanlış bilgi üretimi, etik sorunlar, telif ihlalleri ve bireylerin araştırma becerilerinin zayıflaması gibi riskler de bulunuyor. Aksaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümünde görev yapan Dr. Efe Numan Can, yapay zekânın gelişimini, kullanım alanlarını, meslekler üzerindeki etkisini ve gelecekte insan yaşamını nasıl değiştirebileceğini Egemen Gazetesi’ne anlattı.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Ben Efe Numan Can. Aksaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümünde araştırma görevlisi doktor olarak görev yapıyorum. Lisans eğitimimi 2006-2010 yılları arasında Selçuk Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünde tamamladım. Yüksek lisans ve doktora eğitimimi ise Erciyes Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Ana Bilim Dalında yaptım. Doktora eğitimimi 2024 yılında yeni medya alanında hazırladığım tezle tamamladım. Yeni İletişim Teknolojileri, Gözetim Toplumu ve Grafik Tasarım gibi dersler veriyorum. Bilgisayar bilimlerine duyduğum ilgi nedeniyle yapay zekâ teknolojilerini de yakından takip ediyorum.

Yapay zekâyı en basit hâliyle nasıl tanımlarsınız?

Yapay zekâ, insan zekâsını taklit etmeye çalışan ve kendisine sunulan verilerdeki örüntüler üzerinden sonuç üreten bir teknoloji olarak tanımlanabilir. Bu sistemler, insanların verdiği bilgilerden ve gerçekleştirdiği uygulamalardan öğrenmeye çalışıyor. Daha sonra öğrendikleri doğrultusunda kararlar ve cevaplar üretiyorlar. Ancak yapay zekânın insan zekâsının bütün özelliklerine ulaştığını söylemek mümkün değil. Bu teknolojinin önünde hâlâ uzun bir gelişim süreci bulunuyor.

Yapay zekâ son yıllarda neden bu kadar hızlı gelişti?

Bu gelişimin en önemli nedenlerinden biri bilgisayarların işlem gücündeki artıştır. İşlemciler ve grafik çipleri, daha düşük enerjiyle çok daha fazla işlem yapabilir hâle geldi. 2017 yılında Google mühendisleri tarafından yayımlanan ve “Transformer” mimarisini ortaya koyan çalışma da bu sürecin önemli dönüm noktalarından biri oldu. Başlangıçta dil çevirisi amacıyla geliştirilen bu yapı, daha sonra büyük dil modellerinin temelini oluşturdu.

OpenAI tarafından geliştirilen ChatGPT’nin 2022 yılının Kasım ayında geniş kitlelerin kullanımına sunulmasıyla yapay zekâ teknolojilerine yönelik ilgi hızla arttı. İnsanlar kısa süre içerisinde makale, blog yazısı ve farklı türlerde metinler üretebildiklerini gördü. Son dört yıl içerisinde çok hızlı bir ilerleme kaydedildi. Bu ilerlemenin temelinde bilgisayar ve bilgi işlem teknolojilerindeki gelişmeler bulunuyor.

Yapay zekâ en çok hangi alanlarda kullanılıyor?

Üretken yapay zekâ araçlarının en yaygın kullanıldığı alanların başında metin ve görsel üretimi geliyor. Geçmişte bir görsel üzerinde değişiklik yapmak için Photoshop gibi programları kullanmayı bilmek gerekiyordu. Görselden bir nesneyi kaldırmak veya yeni bir unsur eklemek, teknik bilgi ve deneyim gerektiriyordu. Bugün yapay zekâ araçları bu işlemleri çocukların, yaşlıların ve bilgisayar kullanımı konusunda fazla deneyimli olmayan kişilerin bile gerçekleştirmesine imkân sağlıyor. Metin üretimi de oldukça yaygınlaştı. İnsanlar sosyal medya paylaşımı hazırlarken, haber yazarken veya farklı içerikler oluştururken yapay zekâdan yararlanıyor. Görsel üretiminde kullanılan araçlar sürekli değişiyor. Midjourney, Leonardo, DALL-E ve farklı yeni uygulamalar dönem dönem öne çıkıyor. Video üretiminde de önemli ilerlemeler yaşanıyor. Ancak video üretim süreçlerinin maliyetli ve zahmetli olması, bu araçların henüz metin ve görsel üretimi kadar yaygınlaşmasını engelliyor.

Yapay zekâ insanların işlerini elinden alacak mı?

Yapay zekânın doğrudan bütün meslekleri ortadan kaldıracağını düşünmüyorum. Bu teknolojiyi kullanmayı öğrenen ve işine entegre eden insanlar mesleklerini daha kolay sürdürebilecek. Yapay zekâyı kullanmayan kişiler ise meslektaşlarının gerisinde kalabilir. Bu nedenle asıl risk, teknolojinin kendisinden çok teknolojik gelişmelere uyum sağlayamamaktır. Bir gazeteci, haber üretim sürecinde yapay zekâdan doğru şekilde yararlanırsa zaman kazanabilir ve daha kapsamlı içerikler hazırlayabilir. Yapay zekâyı hiç kullanmayan bir gazeteci ise bu araçları etkili kullanan meslektaşlarıyla rekabet etmekte zorlanabilir. Sanayi Devrimi sonrasında da makinelerin insanları işsiz bırakacağı yönünde büyük bir korku yaşanmıştı. Otomasyon sistemleri bazı işleri değiştirdi. Bunun yanında yeni iş alanlarının ortaya çıkmasına ve yeni üretim biçimlerinin gelişmesine de katkı sağladı. Yapay zekâ konusunda da benzer bir dönüşüm yaşanacağını düşünüyorum.

Yapay zekâ hangi fırsatları sunuyor?

Yapay zekâ doğru değerlendirildiğinde akademik çalışmalar ve iş dünyası açısından önemli fırsatlar sunuyor.  Bir ürünün tanıtımı için içerik hazırlamak, görsel oluşturmak veya kampanya fikri geliştirmek daha kolay hâle geliyor. Küçük işletmeler daha önce yüksek bütçeler gerektiren bazı çalışmaları daha düşük maliyetlerle gerçekleştirebiliyor. Profesyonel ajansların tamamen ortadan kalkacağını düşünmek de doğru değildir. Yapay zekâyı etkili kullanan profesyoneller daha nitelikli içerikler üretebilir. Bu durum onların müşteri portföylerini geliştirmelerine katkı sağlayabilir. Teknoloji, mesleki uzmanlığın yerine geçmekten çok uzmanlığın etkisini artıran bir araç olarak kullanılmalıdır.

Üniversite öğrencileri yapay zekâyı nasıl kullanmalı?

Üniversite öğrencilerinin yapay zekâdan yardım alması mümkündür. Ancak yapay zekânın verdiği cevapları sorgulamadan ve kontrol etmeden kullanmaları doğru değildir. Yurt dışında bir profesörün öğrencilerine verdiği ödev bu konuya dikkat çekici bir örnektir. Profesör, öğrencilere gönderdiği Word belgesine beyaz renkle görünmeyen bir talimat ekliyor. Bu talimatta, oluşturulacak metnin bir yerinde “Madagaskar” kelimesinin anlamsız biçimde kullanılması isteniyor. Öğrencilerin büyük çoğunluğu belgeyi doğrudan yapay zekâya yükleyerek aldığı metni okumadan teslim ediyor. Metinlerde anlamsız şekilde kullanılan “Madagaskar” kelimesini gören öğretim üyesi, öğrencilerin yapay zekâdan kontrolsüz biçimde yararlandığını tespit ediyor. Bu örnek, öğrencilerin yapay zekâ çıktılarını mutlaka okumaları ve değerlendirmeleri gerektiğini gösteriyor. Yapay zekâ bir yardımcı veya asistan olarak kullanılabilir. Öğrenciye konu önerebilir, çalışma planı hazırlayabilir ve kaynakları sınıflandırabilir. Yapay zekânın hazırladığı metnin doğrudan ödev olarak teslim edilmesi ise öğrencinin düşünme ve araştırma yeteneğine zarar verebilir.

Öğrencilerin yapay zekâya tamamen güvenmesi neden sakıncalı?

Yapay zekâ araçları kullanıcıyı memnun etmeye yönelik cevaplar verebilir. Kullanıcı yanlış bir düşünce ortaya koysa bile sistem bazen bu düşünceyi destekleyen cevaplar üretebilir. Bu durum “yapay zekâ dalkavukluğu” olarak değerlendiriliyor. Sistem, kullanıcının hoşuna gidecek bir cevap vermeye çalışırken hatalı bir görüşü onaylayabilir. Yapay zekâ ayrıca gerçekte olmayan bilgiler üretebilir. Bu durum yapay zekâ halüsinasyonu olarak adlandırılıyor. Öğrencilerin ve diğer kullanıcıların yapay zekâdan aldıkları bilgileri farklı kaynaklardan doğrulamaları gerekir. Yapay zekâ, araştırmanın yerine geçmemelidir. Notebook türü bazı uygulamalar, öğrencilerin kendi ders notlarını ve kaynaklarını düzenlemesine yardımcı olabilir. Bu araçlar çalışma konusu oluşturmak ve bilgileri sınıflandırmak için verimli şekilde kullanılabilir. Ancak alınan sonuçların doğruluğu mutlaka kullanıcı tarafından kontrol edilmelidir.

Yapay zekânın kullanımında etik sınırlar nasıl belirlenmeli?

Yapay zekâ konusunda etik sınırların oldukça belirsiz bir alanda bulunduğunu düşünüyorum. Yapay zekâ modellerinin eğitilmesinde kullanılan kitaplar, haberler ve dijital içerikler uzun süredir tartışma konusu oluyor. Bazı şirketlerin telif hakkıyla korunan eserleri izin almadan kullandığına yönelik iddialar bulunuyor. Meta’nın yapay zekâ modellerini eğitmek için çok büyük miktarda kitabı izinsiz biçimde kullandığı iddiaları gündeme geldi. OpenAI ile The New York Times arasında da içeriklerin izinsiz kullanıldığı gerekçesiyle hukuki bir süreç başladı. Teknolojiyi geliştiren büyük şirketlerin etik kurallara ne ölçüde uyduğu ciddi bir tartışma konusudur. Bireylerin ve kurumların kendi kullanım süreçlerinde şeffaf davranması gerekir. Özellikle akademik çalışmalarda yapay zekânın hangi amaçla ve hangi bölümlerde kullanıldığı açıkça belirtilmelidir. Yapay zekâ bir akademik çalışmanın yazarı olarak gösterilmemelidir. Dil ve anlatım düzeltmesi gibi alanlarda yardımcı araç olarak kullanılabilir. Yapay zekâ tarafından üretilen bir metnin doğrudan kişinin kendi çalışmasıymış gibi sunulması etik değildir. Her meslek alanı kendi etik kuralları çerçevesinde açık ve denetlenebilir ilkeler oluşturmalıdır.

Yapay zekâ yanlış bilgi açısından ne kadar büyük bir risk oluşturuyor?

Yapay zekâ yanlış bilgi üretme ve yayma konusunda ciddi riskler taşıyor. ChatGPT, Claude ve Gemini gibi araçlarda sonuçların hatalı olabileceğini belirten uyarılar yer alıyor. Bu uyarılar, sistemlerin her zaman doğru bilgi üretmediğini gösteriyor. Yapay zekâ araçları, dezenformasyon ve deepfake içerik üretimini kolaylaştırabilir. Gerçeğe çok yakın görseller ve videolar oluşturulması, insanların karşılaştıkları içeriklerin doğruluğunu ayırt etmesini zorlaştırıyor. Özellikle internete bağlı olmadan kişisel bilgisayarlarda çalıştırılan bazı yapay zekâ modellerinde güvenlik sınırları daha kolay aşılabiliyor. Bu sistemlerle şiddet, saldırı ve istismar içeren içerikler oluşturulabilir. İnternet üzerinden hizmet veren platformlar belirli güvenlik önlemleri uyguluyor. Ancak bu önlemler bütün zararlı kullanımları tamamen engelleyemiyor. Bu nedenle kullanıcıların karşılarına çıkan görsel ve videoları sorgulamaları gerekir. Artık yalnızca yazılı içeriklerin değil, görüntülerin ve videoların da gerçek olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki mevcut durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’nin yapay zekâ alanında gelişmiş ülkelerin biraz gerisinde olduğunu düşünüyorum. Bu durum ülkenin teknoloji üretimi ve veri kapasitesiyle doğrudan ilişkilidir. Büyük yapay zekâ şirketlerinin önemli bir bölümü Batılı ülkelerde bulunuyor. Bu şirketler milyarlarca kullanıcıdan elde edilen büyük miktarda veriye sahip. Google, Meta ve OpenAI gibi kuruluşların hızlı gelişmesinin temel nedenlerinden biri ellerindeki veri miktarıdır. Türkiye’nin aynı büyüklükte veri kaynaklarına sahip olmaması rekabeti zorlaştırıyor. Türkiye’de TÜBİTAK, ODTÜ, İTÜ, ASELSAN ve farklı kurumların yapay zekâ çalışmalarının bulunması önemli bir gelişmedir. Yerli sohbet sistemleri ve farklı yapay zekâ girişimleri de hayata geçiriliyor. Bazı projelerin yeterince hazırlanmadan kullanıma sunulması olumsuz sonuçlara yol açabiliyor. Buna rağmen bu girişimlerin devam etmesi ve geliştirilmesi gerekiyor. ABD ile Çin arasında yapay zekâ alanında büyük bir rekabet yaşanıyor. Bu rekabetin geleceğin ekonomik ve teknolojik güç dengelerini belirlemesi bekleniyor. Türkiye’nin savunma sanayisinde gösterdiği gelişime benzer bir atılımı yapay zekâ alanında da gerçekleştirmesi önem taşıyor.

Bireyler yapay zekâ çağında hangi becerilere odaklanmalı?

Bireylerin öncelikle teknoloji okuryazarlığını geliştirmesi gerekiyor. Dünyada teknolojiye ve internete erişim konusunda büyük bir eşitsizlik bulunuyor. Gelişmiş ülkelerde bile internet bağlantısının yetersiz olduğu bölgeler var. Geri kalmış ülkelerde bu sorun çok daha belirgin biçimde yaşanıyor. Teknoloji okuryazarlığının düşük olması, insanların karşılarına çıkan bilgileri sorgulamadan doğru kabul etmesine neden olabilir. Sosyal medya algoritmaları, kullanıcıların ilgilendiği içerikleri sürekli karşılarına çıkarıyor. Bir kişi belirli siyasi veya toplumsal görüşlere ait içeriklerle ilgilendiğinde algoritma benzer paylaşımları göstermeye devam ediyor. Bu durum insanların farklı görüşlerden uzaklaşmasına ve bir yankı odasına hapsolmasına yol açabiliyor. YouTube ve benzeri platformlar bireylerin kendilerini geliştirmesi için önemli kaynaklar sunuyor. İnsanlar istedikleri konuda eğitim içeriklerine ulaşabilir. Yapay zekâ destekli çeviri sistemleri, dil engelini de büyük ölçüde azaltıyor. Kullanıcılar farklı dillerde hazırlanan içerikleri kendi dillerinde takip edebiliyor. Bu fırsatlardan yararlanmak bireyin kendi çabasına bağlıdır. İnsanlar yapay zekâyı mesleklerine ve günlük yaşamlarına doğru şekilde entegre etmelidir.

Yapay zekâ önümüzdeki 10 yılda hayatımızı nasıl değiştirecek?

Yapay zekânın insanların birçok işini daha da kolaylaştıracağını düşünüyorum. Akademik araştırmalarda literatür taraması yapılırken gözden kaçan kaynaklar yapay zekâ yardımıyla bulunabilir. Günlük işler daha kısa sürede tamamlanabilir. Mesleki üretim süreçleri hızlanabilir.

Ben yapay zekânın getirdiği yeniliklerden korkan biri değilim. Bu teknolojiyi öğrenmek ve işime entegre etmek gerektiğini düşünüyorum. Asıl tehlikenin yapay zekâdan değil, teknolojiyi kötü amaçlarla kullanan insanlardan kaynaklandığı kanaatindeyim. Yapay zekânın beş veya on yıl içerisinde ulaşacağı seviyeyi kesin olarak öngörmek oldukça zor. Çünkü birkaç yıl önce hayatımızda olmayan sistemler bugün çok yaygın biçimde kullanılıyor. Yapay zekâ alanında çalışan bazı uzmanlar gelişmelerin kontrollü ilerlemesi gerektiğini savunuyor. Teknolojik yarışın herhangi bir denetim olmadan sürmesi yapay genel zekâya daha kısa sürede ulaşılmasına neden olabilir. Yapay genel zekâ, sistemlerin muhakeme yeteneklerinin gelişmesi ve insanın gerçekleştirdiği birçok görevi yerine getirebilmesi anlamına geliyor. Bu gelişmeler büyük fırsatlar sunabilir. Kontrolsüz bir ilerleme ise ciddi toplumsal ve etik riskler doğurabilir.

Toplumda yapay zekâ hakkında en sık karşılaştığınız yanlış inanış nedir?

En yaygın yanlış inanış, yapay zekânın bütün meslekleri ortadan kaldıracağı ve insanlığı yok edeceği düşüncesidir. Teknolojik gelişmelerin ortaya çıktığı her dönemde benzer korkular yaşandı. Sanayi Devrimi sırasında makinelerin işçilerin yerini alacağı düşünüldü. Bilgisayar teknolojileri geliştiğinde de birçok mesleğin sona ereceği ileri sürüldü. Yapay zekâ bazı mesleklerin çalışma biçimini değiştirebilir. İşini kötü yapan veya teknolojik gelişmelere uyum sağlayamayan kişiler açısından risk oluşturabilir. Teknoloji aynı zamanda mesleklerdeki sorunların denetlenmesine katkı sağlayabilir. Hizmet sektöründe güvenliği artıran sistemler geliştirilebilir. Akademik çalışmalardaki yanlışlıklar ve etik ihlaller daha kolay tespit edilebilir. Sorunun teknoloji değil, teknolojiyi hangi amaçla kullandığımız olduğunu düşünüyorum.

Son olarak gençlere ve topluma hangi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Özellikle üniversite öğrencilerinin yapay zekâ teknolojilerini yakından takip etmesi gerekiyor. Bir öğrenci üniversiteden mezun olurken bu teknolojiler hakkında hiçbir bilgiye sahip değilse iş hayatında geri kalabilir. Yapay zekâyı öğrenen ve mesleğine uyarlayan öğrenciler ise diğer adaylara göre daha avantajlı olabilir. Dil, iletişim, gazetecilik ve benzeri alanlarda eğitim alan öğrencilerin kendi mesleklerindeki dönüşümü iyi takip etmesi gerekir. Yapay zekâ dil engellerini azaltabilir. Bu gelişme bazı meslekler açısından kaygı verici olabilir. Ancak mesleki becerilerini yapay zekâyla birleştiren kişiler için yeni çalışma alanları ortaya çıkabilir.  Gelecekte dil kursları ve eğitim kurumları farklı yöntemlere yönelebilir. Robot öğretmenler ve yapay zekâ destekli eğitim sistemleri daha yaygın hâle gelebilir. Ağır işlerin önemli bir bölümü robotlara devredilebilir. Çin’de tamamen robotların çalıştığı ve aydınlatmaya ihtiyaç duyulmayan “karanlık fabrikalar” bunun ilk örnekleri arasında yer alıyor. Gençlerin bu gelişmelerden korkmak yerine teknolojiyi anlamaya çalışması gerekir. Yapay zekâyı bilinçli, etik ve denetimli biçimde kullanan kişiler geleceğin iş dünyasında daha güçlü bir konuma sahip olacaktır. Foto-Haber: Şirin SAVAŞ

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız