Etkinlikte açıklama yapan Celalettin Kılıç,”Daha kaç çocuk, daha kaç anne hayatını kaybedecek? İsrail’in Filistin topraklarındaki işgal ve saldırıları, 1948’den bu yana bölgenin en büyük insani krizlerinden birini oluşturuyor. Yıllardır süren işgal, zorunlu göç, yerleşim politikaları ve askeri operasyonlar milyonlarca insanın hayatını derinden etkiledi. 1948 – Nakba (Büyük Felaket) İsrail Devleti’nin kurulması sürecinde yüz binlerce Filistinli topraklarından sürüldü ve Filistinliler için “Nakba” olarak anılan büyük bir yerinden edilme yaşandı. 1967 – Altı Gün Savaşı Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Gazze’nin yanı sıra Golan Tepeleri ve Sina’nın işgaliyle İsrail’in bölgedeki kontrolü daha da genişledi. 1982 – Lübnan ve Sabra-Şatilla İsrail’in Lübnan’a yönelik operasyonları sırasında Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında yüzlerce sivilin öldürüldüğü katliam yaşandı. Katliamın doğrudan failleri Lübnanlı Falanjist milisler olsa da, bölgenin İsrail güçlerinin kontrolünde olması nedeniyle İsrail’in sorumluluğu ve rolü uluslararası soruşturmalarda ağır biçimde eleştirildi. Bugün – İşgal, saldırılar ve yerleşim politikaları Filistinlilerin yaşadığı topraklarda saldırılar, yerinden edilmeler ve yerleşimci şiddeti devam ediyor. Özellikle Batı Şeria'da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere ait topraklara el koyması ve şiddet uygulaması uluslararası kuruluşlar tarafından da belgeleniyor”dedi.
ÇOCUKLARIN ÖLÜMÜNE DÜNYA DAHA NE KADAR SESSİZ KALACAK?
Kılıç,”Birleşmiş Milletler Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu, 7 Ekim 2023–31 Mart 2026 dönemini inceleyen raporunda en az 20.179 Filistinli çocuğun öldüğünü, 44.143 çocuğun yaralandığını bildirdi. Komisyon ayrıca Filistinli çocukların İsrail güvenlik güçleri tarafından kasıtlı olarak hedef alındığı ve öldürüldüğüne ilişkin bulgularını açıkladı. Çocukların ölüm ve yaralanmalarının ateşkes sonrasında da devam ettiğini belirtti. Bu artık yalnızca bir siyasi tartışma değildir. Bu, insanlık meselesi olduğu belirtti.
BOYKOT NEDEN HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR?
Kılıç,”Askerî ve siyasi güçlerin yeterince etkili olamadığı yerde, halkların elinde önemli bir barışçıl ekonomik baskı aracı bulunmaktadır. İşgal ve saldırılarla bağlantısı belgelenmiş şirketleri ve ürünleri tercih etmemek, tüketicinin ekonomik gücünü bir sivil tepkiye dönüştürür. Tüketim tercihlerimizi sorgulamak, “Benim bireysel olarak ne etkimiz olabilir?” dememektir. Çünkü milyonlarca insan aynı tercihi yaptığında bireysel tercih, toplumsal bir ekonomik baskıya dönüşebilir. Boykot; şiddete başvurmadan, hukuki ve sivil yollarla tepki göstermenin araçlarından biridir. Bu nedenle boykot yalnızca bir alışveriş tercihi değil, vicdani bir duruş olarak da görülebilir.
7 EKİM 2023’TEN BU YANA GAZZE’DE 74 BİNDEN FAZLA FİLİSTİNLİ HAYATINI KAYBETTİ
Müslüman ülkelere çağrıda bulanan Kılıç,” Asya’dan Kuzey Afrika’ya kadar Müslüman ülkeler, artık daha fazla beklemenin zamanı değil. Daha kaç çocuk ölecek? Daha kaç anne evladını toprağa verecek? daha kaç aile evsiz kalacak? daha kaç Filistinli kendi toprağında mülteci olacak? Uluslararası toplumun, özellikle bölge ülkelerinin, sivillerin korunması ve işgalin sona erdirilmesi için daha güçlü ve somut adımlar atması gerekmiyor mu. İslam’ın bize öğrettiği gibi kötülük karşısında elimizden geleni yapmak, gücümüz yetmediğinde dilimizle karşı çıkmak; buna da gücümüz yetmiyorsa kalben buğzetmek bir sorumluluktur. Ancak burada önemli olan şudur: Kalben buğzetmeyi, yapabileceğimiz diğer meşru ve barışçıl sorumlulukların yerine koymamalıyız. 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de 74 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, 175 binden fazla kişi yaralandı. 8 Ekim 2026 itibarıyla Gazze Sağlık Bakanlığı verileri: 74.250 toplam can kaybı 175.278 yaralı 1.467 kişi Ekim 2025 ateşkesi sonrasında bildirilen can kaybı 5.161 kişi ateşkes sonrasında bildirilen yaralı 836 – Ateşkes döneminde enkaz altından çıkarılan cenaze, bu rakamlar, ateşkes ilanının savaşın ve ölümlerin tamamen sona ermesi anlamına gelmediğini gösteriyor ”diye konuştu. Foto-Haber : Erkan ALTUNTAŞ
