AN = Alandra Presley Naidoo
ZJ = Zakia Jeewa
Egemen Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Şirin Savaş’a özel açıklamalarda bulunan akademisyenler, Türkiye’deki deneyimlerini, iki ülke arasındaki kültürel farklılıkları, halkla ilişkiler eğitimini ve uluslararası akademik iş birliğinin önemini değerlendirdi. Güney Afrika’nın toplumsal yapısından Filistin meselesine yönelik tutumuna kadar birçok konuda görüşlerini paylaşan Naidoo ve Jeewa, Aksaray Üniversitesi’nde gördükleri misafirperverlikten duydukları memnuniyeti dile getirerek iki üniversite arasındaki akademik ilişkilerin gelecekte daha da güçlenmesini temenni etti.
1.Öncelikle nasılsınız? Yolculuğunuz nasıl geçti?
AN: Gayet iyiyim, teşekkür ederim. Yolculuk heyecan vericiydi ve kesinlikle unutulmaz bir deneyim oldu. Türkiye’ye, özellikle de ASÜ’ye gelmek; sadece farklı bir kültürü tanımakla kalmayıp, aynı zamanda çeşitli geçmişlerden gelen insanlarla etkileşim kurmak ve hem akademik hem de kişisel bakış açımı genişletmek adına harika bir fırsat oldu.
ZJ: Gayet iyiyim! Buraya ulaşmak için Durban’dan uzun bir yolculuk yaptık. Aksaray şehrinde geçirdiğim süre ve danışman hocamız Doç. Dr. Fatih Baritci ile yaptığımız çalışmalar şimdiye dek harika gidiyor. Türkiye’ye ilk gelişim; bu yüzden burada bulunduğum süre boyunca olabildiğince çok soru sorarak mümkün olduğunca çok şey öğrenmeye gayret ediyorum.
2.Sizi biraz tanıyabilir miyim?
AN: Adım Alandra Presley Naidoo; doktora adayıyım ve Güney Afrika’daki Durban University of Technology’nde Halkla İlişkiler Yönetimi Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyorum. Öğretme, öğrenme, iletişim ve araştırmaya; özellikle de halkla ilişkilerin toplumdaki rolüne büyük bir tutku duyuyorum. Öğrencileri, sorumlu ve yenilikçi iletişim profesyonelleri olmaları için gereken bilgi, beceri ve özgüvenle donatmanın önemine yürekten inanıyorum.
ZJ: Adım Zakia; ben de Durban University of Technology’nde Halkla İlişkiler Yönetimi Bölümü’nde doktora öğrencisi ve öğretim görevlisiyim. 10 yıldır akademik dünyanın içindeyim; yani öğretmek ve öğrenmek benim mesleğim! İlgi alanlarım dijital medya, iletişim, çevrimiçi alt kültürler ve uyarlanabilir halkla ilişkiler arasında şekillense de, öğrencilerimiz her zaman önceliğimizdir. Onların yaratıcılıklarını ortaya çıkarmak için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz; mezun olup kendi kanatlarıyla uçmaya başladıklarında ise istihdam edilebilir, sorumlu, dürüst ve etik değerlere sahip bireyler olmalarını hedefliyoruz.

3. Türkiye’ye geliş amacınızı öğrenebilir miyim?
AN: Meslektaşım Bayan Zakia Jeewa ile birlikte, Erasmus Doktora Hareketlilik Programı kapsamında Aksaray Üniversitesi’ne geldik. Ben aynı zamanda DUT Halkla İlişkiler Yönetimi Bölümü’nü temsil ediyorum. Bu Erasmus Hareketlilik Programı; akademik ilişkileri güçlendirmek, bilgi alışverişinde bulunmak, potansiyel iş birliği alanlarını keşfetmek ve Türkiye’deki yükseköğretim ortamı hakkında daha fazla bilgi edinmek adına heyecan verici bir fırsat sunuyor. Ayrıca bunu, halkla ilişkiler eğitimi ve uygulamalarına dair Güney Afrika perspektiflerini paylaşmak için de bir vesile olarak görüyorum.
ZJ: Meslektaşım Bayan Alandra Naidoo ve ben, Aksaray Üniversitesi’nde gerçekleştirilen “Erasmus+ Öğrenim/Eğitim Hareketliliği” programı sayesinde harika bir fırsat yakaladık. Bu program; öğrencilerin, personelin, stajyerlerin, çırakların, gençlik çalışanlarının ve gençlerin hareketliliğini teşvik etmeyi amaçlayan bir öğrenme hareketliliği girişimidir. Aksaray Üniversitesi Uluslararası Ofisi’nden Bayan Meryam Arslan ile görüştük; kendisi hareketlilik sürecimizi kolaylaştırarak buraya gelmemizi ve Doç. Dr. Fatih Baritci ile iş birliği yapmamızı sağladı. Hayatta bir kez karşılaşılabilecek bu eşsiz fırsat, uluslararası ortaklıklar geliştirmemize, araştırma projeleri üzerinde çalışmamıza ve üniversitelerimiz arasındaki bağları güçlendirmemize olanak tanıyor. Her iki bölümümüz de iletişim sektörü üzerine odaklandığından, birlikte çalışmamız oldukça anlamlı oldu.
4.Güney Afrika, 2010 Dünya Kupası'nın ardından son derece popüler bir ülke haline geldi.
AN: Kesinlikle! 2010 FIFA Dünya Kupası, Güney Afrika için dönüm noktası niteliğinde bir andı. Ülkemizi dünya sahnesine taşıdı ve böylesine büyük çaplı uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapma kapasitemizi gözler önüne serdi. Daha da önemlisi; misafirperverliğimizi, kültürel çeşitliliğimizi ve "Ubuntu" ruhunu sergiledi. Uluslararası ziyaretçileri, Güney Afrika’yı daha önce bildiklerinin ötesinde görmeye ve insanlarımızın sıcaklığını bizzat deneyimlemeye teşvik etti.
ZJ: Kesinlikle öyle oldu! Ülkemiz zaman zaman pek de olumlu olmayan haberlerle gündeme gelse de; ragbi ve kriket gibi spor takımlarımızla, hatta Olimpiyatlarla ilgili büyük bir ulusal gurur kaynağımız var. Ülkemizin dünyaya sunabileceği çok şey var; dolayısıyla o dönem, "Gökkuşağı Ulusu"nun (Rainbow Nation) gerçek ruhunun nasıl hayat bulduğunu görmek adına harika bir zamandı.
5. Ülkenizde, yurt dışından gelen ziyaretçilerin en ilginç bulduğu şeyler nelerdir?
AN: Güney Afrika'nın sunabileceği çok şey var. Ülkemizi özellikle özel kılan şey, sahip olduğu çeşitliliktir. Muhteşem manzaralarımız, yaban hayatımız, plajlarımız, dağlarımız, zengin kültürel geleneklerimiz ve büyüleyici bir tarihimiz var. Yemeklerimiz de bir diğer cazibe unsuru; özellikle farklı kültürlerin Güney Afrika mutfağı üzerindeki etkisi dikkat çekici. Ancak bence ziyaretçilerin en çok değer verdiği şey, insanlarımızın sıcakkanlılığı ve misafirperverliğidir. Güney Afrika; farklı kültürlerin, dillerin ve geleneklerin bir araya geldiği bir ülkedir.
ZJ: Güney Afrika'ya seyahat eden herkesin; güzel plajları, yaban hayatını, tatil için mükemmel olan hava durumunu, dost canlısı insanları ve çok çeşitli kültürel yapıyı keşfettiğini tahmin ediyorum. Dünyanın en dost canlısı milletlerinden biri olarak kabul edilmemizin bir nedeni var! Ayrıca, sadece siyasi açıdan değil, tarih öncesi dönemlerden günümüze uzanan çok zengin bir tarihimiz de mevcut. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan pek çok alanımız ve bu konulara ilgi duyan herkesin ilgisini çekecek, kültürlerin zengin bir harmanını barındırıyoruz.
6. Durban’daki sosyo-kültürel ortamdan bahsedebilir misiniz?
AN: Durban, Güney Afrika’nın kültürel açıdan en çeşitli ve canlı şehirlerinden biridir. Özellikle zengin ve çeşitli kültürel etkileriyle tanınır. Bu çeşitliliği; yemeklerimizde, dillerimizde, müziğimizde, festivallerimizde, geleneklerimizde ve günlük etkileşimlerimizde deneyimleyebilirsiniz. Durban ayrıca, şehre rahat ve misafirperver bir karakter kazandıran güzel bir kıyı atmosferine sahiptir. Burası, Güney Afrika’nın çok kültürlü kimliğini yansıtan bir şehirdir. Durban’ın sosyal ortamı; güçlü topluluk ilişkileri, aile değerleri ve kültürel kimlik ile şekillenir; karşılıklı saygı, dayanışma, kolektif sorumluluk ve toplumsal katılımı ön plana çıkarır.
ZJ: Durban, Güney Afrika’nın daha rahat şehirlerinden biridir. Güzel plajlara sahip bir kıyı kenti olduğu için oldukça huzurlu bir havası vardır; kıyıya doğru araçla giderken bile bunu hissedebilirsiniz. İnsanları çok rahattır. Şehrimi, farklı insan ve kültürlerin bir araya geldiği bir “kültür mozaiği” (melting pot) olarak tanımlayabilirim. Zira Durban, Zulu Kralı Shaka’nın ve Zulu halkının anavatanı olan KwaZulu-Natal eyaletinde yer alır. Bunun yanı sıra, 1800’lerin sonlarında İngilizler tarafından “sözleşmeli işçi” olarak getirilen Hintliler sayesinde şehirde önemli bir Hint nüfusu da bulunmaktadır. Ayrıca belirgin bir Batı etkisi de mevcuttur; dolayısıyla sosyokültürel açıdan oldukça çeşitli ve zengindir. 1984 yılında Nobel Barış Ödülü’nü kazanan merhum Başpiskopos Desmond Tutu, tam da bu nedenle Güney Afrika’yı “Gökkuşağı Ulusu” olarak adlandırmıştır.
7. Durban’da Halkla İlişkiler eğitimi ve sektörü ne durumda?
AN: Durban'da halkla ilişkiler eğitimi, değişen iletişim ortamına yanıt olarak gelişmeye devam ediyor. Durban'ın çok kültürlü yapısı; halkla ilişkiler profesyonellerinin kültürel hassasiyetleri, dil çeşitliliğini, toplumsal değerleri ve farklı paydaş beklentilerini anlamalarını gerektiriyor. Etkili iletişim stratejileri; kapsayıcı, kültürel açıdan uygun, sosyal sorumluluk sahibi ve çeşitli toplulukların ihtiyaçlarına duyarlı olmalıdır. DUT'ta, öğrencilerimizi hem teorik bilgi hem de pratik becerilerle donatmaya büyük önem veriyoruz. Mezunlarımızın mesleğin gerçeklerine hazır olmaları için proje tabanlı öğrenmeyi, sektörle etkileşimi ve eleştirel düşünmeyi teşvik ediyoruz. Dijital iletişimin gelişimi, yapay zeka ve değişen medya ortamları göz önüne alındığında, halkla ilişkiler eğitiminin güncelliğini ve yenilikçiliğini koruyabilmesi için sürekli olarak kendini uyarlaması gerekiyor.
ZJ: Özellikle günümüzde son derece dinamik bir alan. Mezunlarımız çok çeşitli sektörlerde çalışıyor; bizler de eğitimciler olarak bu incelikleri göz önünde bulunduruyoruz. Programlarımız; toplumsal katılım, proje tabanlı öğrenme, girişimcilik, tasarım odaklı düşünme ve COIL (İş birliğine Dayalı Çevrim İçi Uluslararası Öğrenme) projelerini kapsıyor. Öğrencilerimizin dünyaya adım attıklarında karşılaştıkları zorluklarla başa çıkmaya hazır olmalarını; sadece sorunları çözüp toplumu iyileştirmekle kalmayıp, aynı zamanda kazanç sağlayıp başarılı olmalarının yollarını da bulabilmelerini hedefliyoruz.
8. Güney Afrika’nın Filistin konusundaki tutumunun nedenleri nelerdir?
AN: Güney Afrika’nın Filistin konusundaki duruşu, ülkenin geçmişte yaşadığı apartheid (ırk ayrımcılığı) deneyimlerine; insan haklarını, eşitliği ve adaleti koruma konusundaki kararlılığına dayanmaktadır. Kurumsallaşmış ırk ayrımcılığını ve özgürlük mücadelesini bizzat yaşamış bir ülke olarak Güney Afrika, nerede olursa olsun baskıya karşı durmanın önemini çok iyi bilmektedir. Ülkenin tutumu temel olarak uluslararası hukuku savunmak, sivil hayatları korumak ve Filistin halkının onurlu, özgür ve güvenli bir ülkede yaşama hakkını desteklemek üzerine kuruludur. Kalıcı barışın ancak adalet ve insan haklarına duyulan saygıyla sağlanabileceğine inanıyoruz.
ZJ: 90’lı yıllarda Güney Afrika’da büyürken; "Apartheid" (Afrikaans dilinde "ayrılık" veya "ayrıştırılmışlık" anlamına gelir) adı verilen adaletsiz bir sisteme karşı savaşan, hem kurgusal hem de gerçek kahramanları anlatan kitaplar okuduk, şarkılar dinledik ve filmler izledik. Anne babalarımız, ailelerinin ve toplumlarının insanlık dışı muameleye maruz kaldığı, evlerinden edildikleri, fırsatlardan ve temel insan haklarından mahrum bırakıldıkları, eşitsizliğe uğradıkları bir dönemde büyüdüler. Bu acı dolu süreçte pek çok korkunç olay yaşandı ve Güney Afrikalılar bunları hâlâ hatırlıyor.
Güney Afrikalıların Filistin’in yanında durmasının temel nedeni, Filistin halkıyla ve onların verdiği mücadeleyle empati kurabilmeleridir. Dünyada bir adaletsizlik yaşandığında ses çıkarmak ahlaki bir zorunluluktur; hele ki Güney Afrikalılar bizzat benzer bir deneyimden geçmişken... Dolayısıyla dayanışma göstermek, yapabileceğimiz en küçük şeydir.
Bunun somut bir kanıtı, Aralık 2023’te Güney Afrika’nın İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) açtığı davada ve hukukçu, eski BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri olan Güney Afrikalı Navi Pillay’in 2026 Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmesinde açıkça görülebilir.
9. Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
AN: Bu tür uluslararası akademik ve kültürel değişimlerin önemini vurgulamak isterim. Böyle bir fırsata sahip olmak, coğrafi sınırların ötesine geçmemize, bakış açılarımızı sorgulamamıza ve toplumlarımız arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları daha iyi anlamamıza olanak tanıyor. Güney Afrika ve Türkiye'nin, özellikle eğitim, iletişim ve kültürel değişim alanlarında birbirinden öğrenebileceği çok şey olduğuna inanıyorum. Kurumumu ve ülkemi temsil etme fırsatı bulduğum için minnettarım; bu ziyaretin kalıcı ilişkilere ve gelecekteki iş birliklerine katkı sağlamasını umuyorum. Hareketlilik sürecimiz boyunca gösterdiği büyük misafirperverlik, rehberlik ve destek için Doç. Dr. Fatih Baritci’ye; uluslararası ofis bünyesindeki yardımları için Meryem Arslan’a ve bizleri son derece sıcak bir şekilde karşılayan tüm Aksaray Üniversitesi ailesine ayrıca teşekkür ederim.
ZJ: Böylesine heyecan verici bir fırsatın parçası olacağımı öğrendiğimde çok şaşırdım. Bu vesileyle, Uluslararası İlişkiler Ofisi’ne, Meryem Arslan’a, İletişim Fakültesi’ne ve fakülte personeline; özellikle de bizleri çok sıcak bir şekilde ağırlayan Doç. Dr. Fatih Baritci ve Prof. Dr. Zühal Fidan Baritci’ye teşekkürlerimi sunmak isterim. Aksaray Üniversitesi’ndeki vaktimi keyifle geçiriyorum; bir yandan Aksaray’ın güzel manzaralarını ve mutfağını keşfederken, diğer yandan ülkenin zengin tarihi hakkında da pek çok şey öğreniyorum. Çok şey öğrendim; bu ziyaret, Durban University of Technology ile Aksaray Üniversitesi arasındaki ilişkilerin güçlenmesine katkıda bulundu. Doç. Dr. Fatih Baritci ile başarılı bir araştırma iş birliği gerçekleştirmeyi dört gözle bekliyoruz. Umarız bu, gelecekteki pek çok iş birliğinin başlangıcı olur. Röportaj: Şirin SAVAŞ