İzdiham Dergisi tarafından 21-23 Ağustos tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen “İzdiham Edebiyat Kampı 26”, Türkiye’nin farklı şehirlerinden edebiyatseverleri bir araya getirdi. Türkiye’nin 81 ilinde sürdürülen İzdiham Kitap Okuma Hareketi kapsamında Aksaray ekibinin de katıldığı kampta şairler, öykücüler, yazarlar ve edebiyat dünyasının farklı alanlarında çalışmalar yürüten isimler okurlarla buluştu.
AKSARAY EKİBİ DE KAMPTA YERİNİ ALDI
Üç gün süren programa İzdiham Kitap Okuma Hareketi’nin farklı şehirlerdeki ekipleri katılırken Aksaray ekibi de organizasyonda yer aldı. Katılımcılar, gerçekleştirilen söyleşi ve etkinliklerde yazarlarla bir araya gelerek edebiyat, öykü, şiir, yayıncılık ve yeni medya üzerine yapılan sohbetleri takip etti. Kampın ilk gününde İzdiham Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni merhum Bülent Parlak anıldı. Programda Bülent Parlak’ın kızı Yaren Parlak ile İzdiham Dergisi Genel Koordinatörü Çiğdem Yazıcı konuşma yaptı. Nedim Aslan ve Abdullah Akkuş’un konuşmalarının ardından İzdiham Kitap Okuma Hareketi üzerine sohbet gerçekleştirildi.
ADAM KARGA’DAN ÖYKÜ ÜZERİNE DİKKAT ÇEKEN SÖZLER
Kampın ikinci gününde “Adam Karga” adıyla bilinen Ubeydullah Öz, öykü üzerine gerçekleştirilen söyleşide katılımcılarla buluştu. Öz, konuşmasında öykücü Necip Tosun’dan ve Haldun Taner’in yazma anlayışından söz ederek, yazarken kaygıdan uzaklaşmanın ve hayatın içinde dolaşarak gözlem yapmanın önemine dikkat çekti. Öykücülüğü “flanörlük” kavramıyla ilişkilendiren Öz, yazarın sokağı, insanı ve gündelik hayatın ayrıntılarını izlemesi gerektiğini anlattı. Yazma sürecinde zaman zaman sınırların dışına çıkmanın önemini ise “Saçmala, esnasında kendini bul” düşüncesiyle ifade etti. Öz, sıradan görünen olayların güçlü bir hikâyeye dönüşebileceğini çeşitli örneklerle anlattı. Dönemin gözde ve gösterişli telefonlarından Nokia 6600’ü isteyen bir çocuk ile polise yalan söyleyen bir dilencinin cebinden aynı model telefonun çıkması üzerinden verdiği örnekle, hayatın içindeki çelişkilerin ve beklenmedik ayrıntıların öykücülüğe nasıl malzeme sağlayabileceğini ortaya koydu. Konuşmasında insan ilişkilerine de değinen Adam Karga, iyi insanlar tanımanın ve iyi insanlarla beraber olmanın önemini vurguladı. Edebiyatın insan üzerindeki etkisini ise “Edebiyat bizi enaniyetten, kibirden muhafaza eder” sözleriyle anlattı. İzdiham’ın kendine özgü edebiyat anlayışını değerlendirirken de derginin insana “haddini bilmeyi” ve edebiyatı tatmayı öğreten bir tarafı bulunduğunu dile getirdi.
VEYSEL ALTUNTAŞ’TAN “BİR ESERİN ANATOMİSİ”
Kamp kapsamında Veysel Altuntaş, “Bir Eserin Anatomisi: Mehmet Akif Ersoy’un Gözünden Yaratım Sanatı” başlıklı çalışmasıyla katılımcılarla buluştu. Çalışmada bir eserin oluşum süreci; kıvılcım, hayalin örsü, usturanın keskinliği, mimarın planı ve sentez olmak üzere beş aşamada ele alındı. Altuntaş, Mehmet Akif Ersoy’un sanat anlayışından hareketle iyi bir eserin tesadüflerin değil, bilinçli ve disiplinli bir yaratım sürecinin ürünü olduğunu aktardı. Yazının ilk aşamasında konunun yalnızca düşünülmesinin değil, derinden hissedilmesinin gerektiğine dikkat çekilirken; gözlem, hayat tecrübesi ve hayal gücünün de eserin oluşumunda önemli bir yere sahip olduğu ifade edildi. Çalışmada tasvirin okuyucuya yalnızca anlatmak yerine göstermeyi ve hissettirmeyi amaçladığı, teşbihin ise soyut duygu ve düşünceleri somut imgelerle daha etkili hâle getirdiği belirtildi. Eserin kalıcılığı açısından planın önemine de değinilirken, yaratıcı sürecin ilham kadar emek, düzen ve disiplin gerektirdiği vurgulandı.
YARATICI YAZARLIK VE YAYINCILIK ELE ALINDI
Programın devamında Sıddık Yurtsever’in katılımıyla yaratıcı yazarlık atölyesi gerçekleştirildi. Yazının oluşum süreci, anlatının kurulması ve yazarın kendi sesini bulması üzerine değerlendirmeler yapıldı. Halil Ecer, Çiğdem Yazıcı ve Seda Nur Bilici ise “İzdiham Dergi ve Yayıncılık” başlıklı söyleşide katılımcılarla bir araya geldi. Dergicilik, yayıncılık, edebiyat çevresi ve okur-yazar ilişkileri üzerine görüşlerin paylaşıldığı söyleşide İzdiham’ın kendine özgü yayın çizgisi de değerlendirildi. Konuşmalarda “Samimiyet=ciddiyet” yaklaşımı üzerinde durulurken, “bir şeyin nesnesi olmamak” düşüncesi ve şairliğin yalnızca şiir yazmak değil aynı zamanda bir duruş olduğu vurgulandı. Bir paye ya da unvan elde etmekten ziyade yazmanın ve üretmenin önemli olduğu ifade edildi. Söyleşide edebiyat ve insan ilişkisi zaman zaman İzdiham’ın kendine özgü mizahi diliyle ele alındı. “Bizi neden sevmedin?”, “Şairler ruh hastası mıdır?” gibi soruların yanı sıra “Herkesin iyileştirme şekli farklı” düşüncesi üzerinde duruldu. “Edebiyat sevmiyoruz, belki de fakiriz”, “Kayağa gidemediğimiz için İzdiham okuyoruz” ve “Rahmetli sağ olsaydı bir kere daha ölürdü” şeklindeki esprili ifadeler de katılımcılarda tebessüm oluşturdu. Programda edebiyatın, yazmanın, üretmenin ve samimiyetin İzdiham’ın yayın anlayışındaki yeri konuşuldu.
ŞİİR VE YENİ MEDYA KONUŞULDU
Gazeteci Furkan Çalışkan, merhum şair Bülent Parlak’ın “Orta Doğu’da Sıradan Bir Cinayet” adlı şiiri üzerine gerçekleştirilen söyleşide okurlarla bir araya geldi. Söyleşide, Parlak’ın Ortadoğu’nun savaş, ölüm, göç, yalnızlık ve özgürlük sorunlarını çarpıcı dizelerle anlattığı şiiri üzerinden edebiyatın yaşanan acılara nasıl tanıklık ettiği ele alındı. “Hayat zamansız bir ölümdür Ortadoğu’da”, “Doğmak, pişman olmanın yarısıdır Ortadoğu’da” ve “Eksik kalmak bir alışkanlıktır Ortadoğu’da” dizelerinin de değerlendirildiği söyleşide, şiirin insanın savaş karşısındaki çaresizliğini, parçalanmış hayatları ve coğrafyanın ortak hafızasını güçlü imgelerle yansıttığı üzerinde duruldu. Çalışkan, Bülent Parlak’ın şiir dili ve Ortadoğu’ya bakışı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Davut Daşkıran ise Sumud Filosu üzerinden Gazze’ye uzanan dayanışma yolculuğunu anlattı. Gazze’ye ulaştırılmak üzere hazırlanan konteynerler, ambulanslar ve doktorlardan söz eden Daşkıran’ın anlatımı, Bülent Parlak’ın şiirindeki Ortadoğu’nun acısı, çaresizliği ve yalnızlığına karşı insanın dayanışma arayışını hissettirdi. Ardından Mücahit Danabaş ile şiir üzerine sohbet gerçekleştirildi. Akşam bölümünde ise Çiğdem Yazıcı ve Halil Ecer’in moderatörlüğünde konuk yazarların katılımıyla “Dijital Çağda Edebiyat ve Yeni Medya” başlıklı program yapıldı. Dijitalleşmenin edebiyat üretimine, okuma alışkanlıklarına, dergiciliğe ve yazar-okur ilişkisine etkileri konuşuldu. Gün, düzenlenen ödüllü yarışmayla tamamlandı.
BÜLENT PARLAK UNUTULMADI
Kamp boyunca merhum Bülent Parlak’ın İzdiham’ın oluşumuna ve edebiyat dünyasına yaptığı katkılar da hatırlandı. Parlak’ın oluşturduğu yayın çizgisinin ve İzdiham etrafında gelişen güçlü okur birlikteliğinin bugün de devam ettiği vurgulandı. Programın son gününde katılımcılar Ankara’nın önemli noktalarını gezdi. Ulus Meydanı, Eski TBMM Binası, Hacı Bayram-ı Veli Türbesi ve Camii, Kelime Müzesi, Ankara Kalesi, Hamamönü Evleri ve Millet Kütüphanesi ziyaret edildi. Aksaray ekibinin de yer aldığı İzdiham Edebiyat Kampı, üç gün boyunca edebiyatı sohbet, dostluk, mizah ve birlikte düşünme zeminiyle buluşturarak farklı şehirlerden gelen okur ve yazarları aynı atmosferde bir araya getirdi. Foto-Haber: Şirin SAVAŞ